28 Şubat 2012 Salı

yolculuk meselesi

suskunluklarım hep aynı kelimelerde düğümleniyor ve uykularım.. uykularımın en güzel yerleri hep aynı siluetle bölünüyor.. zihnimin koridorları paris gibi her sokak aynı caddeye çıkıyor.. tabi bir de hayallerim var.. hepsini denize döküyorlar askerlermin..ben, başarısız bir komutanım! böyle söylediğime bakmayın, hiç askerim yok ve cephanem de.. kimseye kurşun sıkmışlığım da yok..

asla satın alamadığım bir biletin ait olduğu trenin hareket etme vakti şimdi.. garip bi şekilde üzülüyorum.. aslında gerek yok bütün bunlara.. bilet benim değildi zaten.. ama nedense kaçak yolculuk yapabileceğim umuduna sahiptim bi zamanlar.. gerçi, trenin olmaması da dert değil artık..  uçaklar var, hem daha rahatlar.. zamandan tasarruf ediyorsun bi kere..dünyanın diğer ucu bile taş çatlasın 30 saat!

hava bozuk.. en az kafam kadar ve halet-i ruhiyem kadar da karışık.. ve bulutlu, kapalı, kasvetli, ıslak, soğuk, sayılabilecek bütün pis sıfatların söylenmesini de hakediyor.. yenilişlerimin yıl dönümlerini büyük bir istikrar ve vefa duygusuyla kutluyorum.. benim gibisi de zor bulunur.. mağlubiyetlerim, değerimi bilsinler..hadi bunları da unutun, çünkü benim kafam güzel.. içmedim ama merak etmeyin..ben içmem.. en azından uzun süredir, içmemeye yeminliyim..

aslında iradem sağlam..her ne kadar çikolataya dayanamasam bile, başka konularda son derece kararlıyım.. tamam bir de yurt konusunda, biraz saçma bi tablo çizdim..(yani yurt maceram 2 hafta 2 gün sürdü ki bu zaman diliminin yüzde ellisini yine evde geçirdim..) bunun da önemi yok.. ne kadar boş insanım.. böyle görünüyor uzaktan ama son zamanlar sürekli elimde kalın kalın kitaplar.. kendimi geliştirmeye başladım.. eskiden fazla okumazdım..nedenini soranlara ise başka yazarlardan etkilenmek istemiyorum derdim..buraya okkalısından bi gülme efekti ekliyorum.. hıh ne diyorduk, kendimi geliştiriyorum evet.. bi yerlerden başlamak lazım..

son bir aydır, karakterlerime yenisi eklendi.. aslında derdim bundan ve ben bu tipe hiç alışamadım.. garip bi kız.. daha onu anlamaya başlamadım.. biraz boş vermiş bi tipi var.. kırmızı ruj sürmüyor mesela, saçlarını taramıyor hiç.. diğerleri 16 yaşından beridir kaşlarını boyarlardı bu onu bile yapmıyor.. gayet naturel, gereksiz rahat, hem hırslı hem umutsuz.. bi de daha az hareket ediyor.. hani diğerleri de sevmezlerdi merdiven çıkmayı ama yerinde de duramazlardı.. bu öyle değil.. alaturka biraz..ona laf etmeye korkuyorum.. çünkü kimseyi umursamaz bir hali var..

bu kadar işte.. bu aralar böyleyim.. biraz garibim..azıcık da içli..dokunsalar ağlayacak gibi..ama siz böyle göründüğüme de bakmayın.. dövseniz ağlamam! ağlayamam.. sevmem ağlamayı.. yas tutmak bana göre değil.. bilenler bilir, hem ağlayınca çok çirkin olduğumu söylüyorlar, söyleyenlerin yalancısıyım..bence onlar da yalan söylüyorlar, neyse bunları söylemek de gereksiz..

bugünden çıkarılması gereken en önemli sonuç;

insanlar tarafından anlaşılmayı beklemeyin.. hele kendinizi onlara anlatmak, bence bu asrın hatası olur(serdar ortaç styla) en iyisi koy ver gitsin!(yalın'a da selam çakmasak olmazdı) kim sizi anlamıyorsa, bırakın geri zekalılığıyla kalsın.. zorla it ava gitmez! hem eşek hoşaftan ne anlar? atasözlerimiz bugün için var..

hoşçakalın :)

17 Şubat 2012 Cuma

uzun bi aradan sonra..

uzun zamandır yazmak benim için, gülmekten daha zor geliyor.. kendimi unutup, dünya işlerine döndüğümden beridir yazamıyorum.. sanırım yurda taşınarak adres değiştirdim, ilham hiç kapıma uğramıyor.. yazılacak malzeme çok da yazacak adam yok, bi garip hallerdeyim.. çömezliğime verin canım, nihayetinde 1.5 senenin ve yaz okuluyla birlikte 5 dönemin sonunda hazırlığı atlayıp, fakülteye geçebildim.. he pişman mıyım, evet.. tamam biraz da hayır.. alışıyor muyum? sanırım.. soru ve yanıtlarımdan da anlaşılabildiği üzre, karışık, karmakarışığım!

hiçbir şeyi kafama takasım gelmiyor, gereksiz bir rahatlık, her daim ağzımın sağ tarafına doğru ilerleyen muzip bir gülümseme oturmuş suratıma.. her şey olmasa da pek çok şeyi yoluna sokmanın hafifliği belki de bu.. uzun zamandır mutlu olmak için çikolataya ihtiyacımın olmadığı haldeyim.. dertlerimi olduğu gibi kabul ettim artık umursamıyorum.. herkesin bir sorunu bu ve eninde sonunda ölü olarak kurtulacağım bir savaştan olabildiğince az yarayla çıkmaya çalışmaktan vazgeçtim.. varsın hayat, bildiği gibi gelsin.. kasmaya gerek yok, öleceğiz rahat olun felsefesini benimsedim, mutluyum, umutluyum..

kendimi keşfetme yolunda çok farklı adımlar atmaktayım.. sınırlarımı zorladığım bir dönemden geçiyorum.. sabrımı, direncimi, irademi sınıyorum adeta.. yeni yeni şeyler yapmak sanırım bana çok iyi geldi..yenilikler bazen zor ama çoğu zaman iyi.. pesimistlikten kurtulup, azıcık neşe belirtici cümleler kurmak aslında benim harcım değil.. sonbahar doğumlu olan bütün insanların tamamlayıcı cümlesi olan "hüzün ki en çok yakışandır bize.." anlayışını benimsediğimden, en güzel mutlulukların arasına bile üzülecek bir şey sıkıştırıp sokabiliyorum.. bu nedenledir ki arabeske bağlamamak adına, yazıyı kısa kesiyorum..

bi daha bu kadar ayrı kalmamak, daha adam akıllı şeyler yazmak dileğiyle.. hoşçakalın..